 |
|
(*) Bilgiyi öğretmekten daha değerli olan öğrenmeyi öğretmektir. Hazır bilgiyi-ürünü sunmak, o hazır bilgiye-ürüne emek harcamadan ulaşmak kadar yanlıştır.
|
 |
|
İnsanın ve insan topluluklarının, tarihin akışı içerisinde yaşadıkları evreler incelendiğinde, evrelere damgasını vuran ve evrelerin birbirinden ayırt edilmesinde de belirleyici olan alt yapı ve alt yapının üst yapıyı şekillendirmesi olacaktır.
|
 |
|
Devrimci, ilerici, demokrat insanlara ideolojik ve faşizan baskıların yapıldı¤ı ülkemizde; bilim yuvası sayılan üniversitelerde de gerek kılık de¤iştirerek gerekse de açık olarak yapılmaktadır. Bilim oca¤ı olması gereken üniversiteleri asker oca¤ı konumuna getirmek...
|
 |
|
Yaşamın tüm renklerinden, güneşin tüm sıcaklığından, umudun tüm çağlarından geldik. Kardeşlik sofrasına bir kaşık da biz uzattık. Uzunca bir zaman sonra geleceğini duyunca yolunu gözledik.
|
 |
|
Günümüz dünyasında belirleyici olan temel çelişki; emperyalizm ile emekçi halklar arasındaki çelişkidir. Bunun yaşadığımız topraklar üzerindeki durumu ABD
|
 |
|
Yalan ve demogoji ile sürdürülen yıpratma kampanyası, tasfiyeciliğin gerçek kimliğini açığa çıkartıyor.
|
 |
|
Uzun süredir Devrimci Çözüm Dergisini bayilerde göremiyorduk. Yas¸anan sorunları öğrendikten sonra derginin neden çıkarılmadığını anlamış¸ durumdayız. Sorunların ardından yeni süreçte, büyük emekler harcayarak derginin yayına hazırlandığını öğrenmemiz...
|
  |
|
FAŞİZM, ÜNİVERSİTELERDE SALDIRILARINA DEVAM EDİYOR...
Devrimci, ilerici, demokrat insanlara ideolojik ve faşizan baskıların yapıldığı ülkemizde; bilim yuvası sayılan üniversitelerde de gerek kılık değiştirerek gerekse de açık olarak yapılmaktadır.
Devrimci, ilerici, demokrat insanlara ideolojik ve faşizan baskıların yapıldığı ülkemizde; bilim yuvası sayılan üniversitelerde de gerek kılık değiştirerek gerekse de açık olarak yapılmaktadır. Bilim ocağı olması gereken üniversiteleri asker ocağı konumuna getirmek isteyen, bu emeli içinde üniversite öğrencileri üzerinde, psikolojik ve fiziksel olarak her türlü baskıyı uygulayarak, sorgusuz tam itaati kabullenmiş öğrenci tipini hedefleyen sistem, tarihi bir suç işlemeye devam etmektedir. Fakat bu durumu görmezlikten gelmenin, ya da bu duruma seyirci kalmanın bir o kadar suç olduğu kanısındayım. Ben, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi öğrencisi olarak, çıplak gözle rahatlıkla görülebilen, bizzat devletin ve milliyetçi olduklarını söyleyen mafya kafalı psikopatların uyguladığı faşist saldırıları anlatmak istiyorum.
Birincisi; hali içler acısı olan devlet yurdunda kalan birkaç arkadaşa birinci dönem başında; yurtta kalmadıkları halde yurda nasıl girdikleri bilinmeyen, ellerinde bilardo sopaları bulunan bir grup ülkücü faşist tarafından saldırıldı. Bu olay sonucunda saldırıya uğrayan arkadaşlar savcılığa gittiler. Ancak olay savcılığa iletilince; ilginç, ilginç olduğu kadar da düşündürücü bir olay daha yaşandı. Saldırıya uğrayarak yaralanan arkadaşlar 5 günlük iş görmez raporu alırken, saldırıya katılan faşistler 15 günlük iş görmez raporu aldılar.
Yurtta yaşananlar bu olayla sınırlı kalmadı. Bu sadece yeni gelen öğrencilere "itaat etmeleri" konusunda bir uyarıydı. Arkasından emirler yağmaya başladı. Konuyu somutlaştırmak için bu emirlerden bir tanesini dile getirmek istiyorum. "Top sakal bırakılmayacak, daha önce bırakmış olanlarda kesecek". Peki kim bu emirleri yağdıranlar? Yaşamlarını halkı sömürenlerin hizmetinde geçiren, güzel olan her şeye saldıran, düşünce ve insanlık adına sahip oldukları bir şey olmayan hasta ruhlu sapıklardır bunlar.
Peki yurtta bu olaylar yaşanırken, yurt yönetimi ne yapıyor? Onlar ÔÕkapalıÕÕ tribünden, kurdukları takımın galibiyetini izliyorlar. Yurtta baskı dinmiyor. Kurallara (faşizmin koyduğu kurallara) uymayanların gece yarısında odaları basılıyor. Bu, yurt öznelinde periyodik olarak devam ediyor. İşte, işin bundan sonraki kısmı daha ilginç bir hal alıyor. Bir gece odaları basılarak saldırıya uğrayan arkadaşlar bu konuya duyarlı insanları yurda çağırıyorlar. Bu eylemdeki amaç bir mahalle kavgası çıkarmak değil. Asıl amaç kamuoyu oluşturarak saldırıları teşhir etmektir. Buraya kadar faşistler açısından her şey normal giderken, duyarlı arkadaşlarımızın yurda gelmeleriyle birden olaya farklı bir boyut geliyor. Bu noktada olay artık sivil faşistlerin boyunu aştı. Çünkü karşılarındaki devrimci-demokrat kitle onlardan daha güçlü. Artık olaya devletin bizzat el atması gerekiyor.
Bir başka olay birinci dönem sonunda yaşandı. Yurtta kurt, dışarıda çakal sivil faşistler yine görevlerinin başına geçiyorlar. Otogara arkadaşlarını uğurlamaya giden bir arkadaş, elinde sopa ve taşlar bulunan bir grup faşist tarafından bir süre kovalandıktan sonra, saldırıya uğruyor. Düşünce çok açık, araya tatilin girmesiyle kamuoyunun tepkisini çekmeden, bir olaydan daha sıyrılmış olacaklar. Sonuçta ilerde bu olaylardan dolayı yaşanacak çatışmalar faşistler tarafından(polis, dekanlar, rektörler) sağ-sol çatışması olarak gündeme getirilecektir. Bu yöntemle faşist saldırıların üstü örtülmeye çalışılıyor.
Bütün bu konuyu toparladığımızda görüyoruz ki soruşturmalar karalamalarla psikolojik baskıyı, şiddet aracılığı ile de fiziksel baskıyı kombine bir şekilde götüren sistem bu olaylardan moral üstünlüğü kazanmış olarak çıkmayı hedefliyor. Yaşanan olaylarda da görüldüğü gibi faşizm; duyarlı, çevresinde olup bitenlerle ilgilenen ve her şeyden önce insanlık onuru olan her insana uygulanmaktadır. Bunun içinde faşizmle mücadeleye insanlık onuru olan herkes katılmalıdır.
KAHROLSUN FAŞİZM YAşASIN MÜCADELEMİZ!
FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA!
ÖĞRENCİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!
ÇANAKKALE 18 MART ÜNİVERSİTESİNDEN BİR DEVRİMCİ ÇÖZÜM OKURU
|