Merhaba Dostlar; Biraz burukta olsak, uzun bir süre sizlerle buluşturamadığımız dergimizi, yeni bir yılın bahara gebe günlerinde sizlerle buluşturmanın coşkusuyla, halkımızın ve okuyucularımızın yeni yılını kutlarız.

Sınıf mücadeleleri tarihi, Dünya devrim deneylerinde devrimci örgütlerin mücadele süreçlerini Diyalektik-Tarihsel Materyalizmin bilinci ve yöntemleriyle ...

İşgalci İsrail Ordusu Filistin Halkını Katletmeye Devam Ediyor. 11 Eylül tarihinde, Amerika da ki Dünya Ticaret Merkezi ne ait ikiz kulelere yapılan saldırıdan sonra önemli bir fırsatı ele geçiren Emperyalizm, dünya halkları üzerindeki baskılarını daha da arttırarak savaş naraları atmaya başladı.

Dünya genelinde kanlı ellerini sürmediği hiçbir yer bırakmayan Emperyalist haydutlar, Ortadoğu da yeni büyük katliamların başlangıcını yapmaktalar.

Emperyalist sömürü ve saldırganlığın hat safhalara ulaştığı yılları hep birlikte yaşıyoruz.

"Büyük tarihi gelişmeler söz konusu olunca" diye yazıyordu Marx Engels'e, "Yirmi yıl bir tek gün bile sayılmaz ama sonradan yirmi koca yılı içinde toplayan günler de gelebilir."

Kadın hakları mücadelesi, 18. yüzyıla dayanır. 1789 Fransız Devriminde kadınlar aktif olarak yer aldılar.

Emperyalist haydutlar yeni saldırı planları için Davos'ta Emperyalist güçler yeni dünya düzeni, küreselleşme adı altında tüm dünyayı kendi sömürü hakimiyeti altına alarak dikensiz gül bahçesi yaratmaya çalışmaktalar.

IMF borçlarıyla ekonomik dengesini tamamen yitiren TC. hükümeti içine düştüğü bunalımlara geçici çözümler bulmak için yeni kredilerle borç sarmalına gittikçe daha çok batmaktadır.

16 Mart 1988'de dünya bir büyük vahşete daha tanık oldu. 16 Mart 1988'de dünya bir büyük vahşete daha tanık oldu. Onlarca uçak, yaklaşık 100 kimyasal bombayı Halepçe'nin üzerine yağdırdı.

Mart ayı şehitler ayıdır. Mart ayı devrimci hareket açısından, mücadeleleriyle, Mart ayı şehitler ayıdır. Mart ayı devrimci hareket açısından, mücadeleleriyle, düşünceleriyle bizi ve tarihimizi biçimlendiren şehitlerimizle ve kendi kendimizle hesaplaşma ayıdır.

"Biz, aktif ideolojik mücadeleden yanayız; Çünkü bu mücadele, parti ve devrimci örgütler içinde savaşımızın yararına olan birliği sağlayan silahtır.

Newroz umuttur, isyandır, zulme karşı başkaldırıdır. Her yıl 21 Mart'ta Ortadoğu halklarının yaktığı bu isyan ateşi 2600 yıldır, sönmeyen bir umuttur. Türk, Kürt, Çerkez, Acem ve Arap, tüm Ortadoğu halklarının zulme karşı direnişinin temsilidir.

Dünya halklarının demokrasi ve özgürlük mücadelesi önüne set çekmeye çalışan Emperyalizm, bu yolda her yöntemi denemekte,baskıları ve sömürüyü uygulamakta sınır tanımıyor.

Kitle katliamları faşizmin karakteristik özelliklerindendir. Devrimci muhalefetin yükseldiği, egemenler arası çelişkilerin kızgınlaştığı, kısacası denetimin elden kaçtığı dönemlerde başvurulur daha çok.

Devrimci hareket içinde konferansın sabote edilmesiyle birlikte gündeme getirilen yapay-suni ayrılık ve sen-ben tartışmaları, devrimci hareketin tarihine yeni büyük sorunları yerleştirdi.

Orta çağ barbarlığını aratmayan 12 Eylül faşizminin, üniversiteler üzerindeki kurumsallaşması olan YÖK, üniversiteleri emperyalizmin çıkarları doğrultusunda yönetiyor.

"Cellat uyandı yatağında bir gece "Hoş geldin tanrım dedi bu ne zor bilmece
Kesilmiş bir kol gibi omuzbaşımızdaydı öldükçe çoğalıyor adamlar boşluğun...
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."

Geri durmadık kaçmadık
sarılmaktan acılara
Düşmüştük Kucağına sevdanın

VENEZUELLA

Dünya halklarının demokrasi ve özgürlük mücadelesi önüne set çekmeye çalışan Emperyalizm, bu yolda her yöntemi denemekte,baskıları ve sömürüyü uygulamakta sınır tanımıyor.


Dünya halklarının demokrasi ve özgürlük mücadelesi önüne set çekmeye çalışan Emperyalizm, bu yolda her yöntemi denemekte,baskıları ve sömürüyü uygulamakta sınır tanımıyor. Aynı çıkarları paylaştığı işbirlikçilerin desteği ile gerçekleştirdiği provokasyon ortamında siyasi cinayetler işlemekte, sömürü politikalarına karşı duran, halk desteği ile iktidara gelmiş hükümetleri darbeler yoluyla devirip kendi kukla yönetimini işbaşına getirmektedir. Dünyanın her köşesinde kontrgerilla örgütlenmesi, adam kaçırma, yargısız infazın arkasından çıkan ABD, kudretini, zenginliğini sürdürmek için açık güç gösterisi planlarını resmi bir devlet politikası halinde uygulamaktadır. Çürümüş ideolojinin temel taşı olarak ifade edilen bu planlarla, pazarlarını genişletme uğruna karşısında muhalif, devrimci hiçbir güce tahammülü kalmamıştır; ya katliamlarla, saldırılarla yok etmeye, boğmaya çalışmıştır, ya da, ideolojik olarak kendi çizgisine hizmet eder hala getirme hedeflenmiştir.

Emperyalizmin içine düştüğü derin ekonomik ve siyası krizin arkasında kapitalizmin sistem tıkanıklığı ortaya çıkarken, dünya genelinde yaşanan bunalım, sınıf mücadelelerini ve siyasal istikrarsızlığı körüklüyor ve emekçilerin toplumsal muhalefete katılımını artırıyor. Venezüella da yaşananları içinde bulunduğumuz bu dönemin sonuçları açısından en canlı örneği olarak gösterebiliriz.

Hugo Chavez 6 Aralık 1998 yılında yapılan seçimlerle 6 yıllığına %57 lik oy oranıyla halkının desteğini aldı ve cumhurbaşkanı seçildi. Anti Emperyalist tavrı ve Küba, Libya, Irak gibi ülkelere olan yakınlığı ile, başta ABD olmak üzere tüm Emperyalist ülkelerin bir anda hedefi haline gelen Chavez, halkının desteği ile demokrasiyi emekçiler için yeniden inşa etme yolunda ısrarcı tavrı "insan hakları ve demokrasinin beşiği modern dünyanın gelişmiş ülkelerinin" fena halde canını sıkmıştı. Ulusal değerlerini sahip çıkan bir politika ile halkını yöneten Chavez hükümeti, petrol giderlerinin %14 ünü bu ülkeden karşılayan ABD yi ciddi bir endişe içine düşürdü. Chavez'in 2000 yılındaki başkanlık seçimlerini de yeniden kazanması bu endişeyi daha da derinleştirdi. Çünkü Chavez, halkı için birtakım reformlar yapmaya başl

Bush yönetimi, ülkedeki Chavez karşıtı sağcı parti, kilise ve patron örgütleri desteği ile sermayenin emrindeki basını da kullanarak halkı ülke yönetimine karşı kışkırtma planları yapmaya başladı. Emperyalizmin, işbirlikçileriyle darbe girişimine karşı Chavez in cevabı; Küba ya petrol satmak ve "Kolombiya Planı" çerçevesinde ülkesinin hava sahasından geçmesi gereken Amerikan uçaklarına geçiş vermemek şeklinde oldu. Ayrıca Bush'un "uluslar arası terörizme karşı savaş" planını da onaylamadı. Kaddafi ve Saddam Hüseyin ile görüşmeler yaptı. ABD yönetimine göre bu yapılanlar hepsi suçtu. Ayrıca Afganistan'a gerçekleştirilen saldırıyı "terörizme karşı terörizm" olarak nitelendirdi. Katliamda ölen çocukların fotoğraflarını basına gösterdi ve bu ölümlerin hiçbir şekilde haklı çıkarılamayaca&cu

11 Nisan 2002 tarihinde gazeteler, CIA güdümünde ve IMF nin desteği ile ayaklanan gerici Chavez karşıtlarının gerçekleştirdiği Faşist darbe sonunda ülke yönetimini ele geçiren, ülkenin en büyük patron örgütü Fedecamaras'ın Başkanı Pedro Carmona'nın, ordu tarafından kendisine yapılan "geçici hükümetin başkanlığı" önerisini kabul ettiğini yazdı. Başkent Caracas'ta Chavez yanlılarıyla karşıtları arasında çıkan çatışmalarda 13 kişi öldü, 95 kişi yaralandı. Venezüella İşçi Konfederasyonu'nun (CTV) çağrısıyla sokaklara dökülen işçiler, Chavez yanlısı on binlerce kişiyle sokaklarda buluştu. CIA ajanları stratejik noktalarda Chavez yanlılarına silahla saldırarak provokasyon yaratmak istediler. Darbenin hemen ardından harekete geçen faşist cuntanın destekçisi basın ve ABD, darbeyi meşrulaştırmak amacıyla "z

Darbeci Faşist yönetimi Venezüella'nın komşusu Meksika, Arjantin, Paraguay tanımadığını açıkladı. Küba'nın Dışişleri Bakanı Felipe Perez Roque de Chavez'in güvenliğinden endişe duyduğunu bildirdi. Terör ve korkunun etkisinden kurtulan halk sokaklara dökülerek direnişi başlattı Darbenin üstünden henüz 48 saat geçmiş iken şaşkınlığı üzerinden atan Venezüella halkı nasıl bir komplo ile karşı karşıya kaldığını anladı ve komplocu faşist yöneticileri başkanlık sarayından indirmek için harekete geçti. Pedro Carmano istifa etti ve askerleri de saflarına katan halkın öfkesinden kaçan darbeciler sarayın tünelinden kaçarak canlarını zor kurtardılar. Chavez on binlerce kişinin sevgi gösterileriyle başkent Caracas'taki Miraflores Sarayı'na geri döndü.

Emperyalizmin dayattığı yoksulluk, sefalet ve sömürü zincirini kırmanın tek yolu direnmek, mücadele etmek ve örgütlü bir güç olarak devrimci temelde baş kaldırmaktır. Dünyanın her yerinde üretim araçları üzerinde hakimiyetini devam ettirmek ve halkları sömürerek varlığını sürdürmeye çalışan Emperyalizmin boyunduruğundan kurtulmanın tek yolu işçi sınıfı mücadelesinin zaferle sonuçlanmasıdır. Venezüella halkı emperyalist destekli darbeyi püskürtürken gösterdiği başarıyı, ülkelerinden işbirlikçi oligarşiyi de kovarak pekiştirmelidirler. Ve böylece sömürü çarkını tam anlamıyla parçalamış olacaklardır. İşbirlikçi oligarşiye karşı mücadelede M-L bir çizgi izlenmesi başarının kalıcılığı ve sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kurma ideali yolunda bilimsellik a&cc